Yenimahalle’de kentsel dönüşüme karşı halk toplantısı

Pzt, 14/06/2010 - 16:26
  • Arttır
  • Eksilt
  • Normal

Barınma Hakkı Bürosu, kentsel dönüşüm saldırısına uğrayan Ankara Mehmet Akif Ersoy mahallesinde 13 Haziran Pazar günü bir halk toplantısı düzenledi.

2008 yılında AKP’li Ankara-Yenimahalle belediyesi tarafından başlatılan kentsel dönüşüm CHP’li belediye başkanı tarafından sürdürülüyor. Bin civarında evin bulunduğu M.A.Ersoy mahallesi 70’li yıllarda kurulmuş bir yerleşim yeri. Eskiden kentin en ücra yerlerinden olan mahalle şimdi kentin ortasında Batıkent-İvedik Organize Sanayi-Gimat arasında bir bölgede çok değerli bir kent alanı haline gelmiş bulunmakta. Geçen yıl yerel seçimlerde başkanlığı AKP’li Ahmet Duyar’dan devir alan CHP’li Fethi Yaşar’da gördüğü rant üzerine seçim sırasında verdiği sözleri unutarak kentsel dönüşüm projesini devam ettirme kararı aldı.

Barınma hakkı bürosunun bir yıldır sorunlarıyla ilgilendiği mahallede geçen hafta yıkım tebligatlarının gönderilmesi üzerine büyük bir gerginlik sürüyordu.

Mahalleliler, Nazilerin Yahudilere, İsrail’in Filistinlilere yaptığı gibi kapı ve pencerelerine tebligat yapıştırıldığını ifade ediyorlar.

Mahallede geçen hafta birkaç küçük toplantı düzenleyen Barınma Hakkı Bürosu 13 Haziran Pazar günü yüzlerce mahallelinin katıldığı bir toplantı düzenledi. M.A.Ersoy mahallesi kentsel dönüşüm projesi ile ilgili hazırladıkları 10 maddelik görüş ve önerilerini mahalleliyle paylaşan büro aktivistleri ve avukatları mücadele çağrısı yaptılar. Yenimahalle Belediyesi’nin Melih Gökçek’in sözleşmelerinden daha da kötü sözleşmeler imzalattığını ifade eden Barınma Hakkı Bürosu temsilcileri Dikmen Vadisi ve Mamak’tan deneyim ve bilgi aktardılar. M.A.Ersoy kentsel dönüşüm projesiyle Dikmen ve Mamak projelerini karşılaştıran Büro temsilcileri, M.A.Ersoy mahallesindeki projenin ve sözleşme şartlarının daha kötü bir proje olduğunu anlattılar. Hak sahiplerine verileceği söylenen evlerin kaç metre kare olduğunun bile belli olmadığı bir projenin tam bir yağma ve soygun projesi olduğu ifade ettiler.

Daha önce baskı, şantaj ve kandırmaca ile sözleşme imzalamış mahalleliler, salı günü sabah 9.30’da Belediye’ye giderek sözleşme fesih dilekçelerini toplu halde verme kararı aldılar.

 

MEHMET AKİF ERSOY MAHALLESİ KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ HAKKINDAKİ GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİMİZ.

1- Sözleşmelerde, proje kapsamında üretilen konutların ne zaman hangi sürede verileceği yazmamaktadır. Belediye bu konuda kendini bağlayıcı hiçbir taahhütte bulunmamaktadır. Sadece, hukuki bir bağlayıcılığı olmayan, belediye yetkililerinin en kısa zamanda bitirileceği yönünde kişisel sözleri vardır. Ama Sözleşme imzalayan vatandaşların 30 gün içerisinde evlerini yıkıp mahallelerini terk etmeleri istenmektedir. Konutların üretimi ve dağıtımı çeşitli nedenlerle(kriz, belediyede bütçe olmaması uzun yıllar alabilmektedir. Ne zaman biteceği belli olmayan bir projeyle insanlar yıllarca kiralarda sürünmekle karşı karşıyadır. Barınma hakları açıkça ihlal edilmektedir. Belediye vatandaşın konutlarını ne zaman teslim edeceğini sözleşmelerde açıkça belirtmeli, taahhüdünü yerine getirmediğinde karşı karşıya kalacağı cezai şartlarda sözleşmeye koyulmalıdır. Sözleşmeler mutlaka noter onaylı yapılmalıdır.

2- Evlerin nerede verileceği sözleşmelerde yer almamaktadır. 3194 sayılı İmar yasasının 18. maddesine göre vatandaş arsasının en yakınından pay alma hakkı vardır. Sözleşme şartlarında ve çizilen projelerde konutların yeri açıkça belirtilmelidir.

3- Sözleşmelerde, evlerin kalitesine, büyüklüğüne ve projesine dair hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Sadece 2+1, 3+1, 4+1 gibi oda ve salon sayılarından bahsedilmektedir. Sözleşmelerde açık bir şekilde konutun metrekare büyüklüğü, kalitesi, belirtilmeli ve proje halkla birlikte yapılmalıdır.

4- Projedeki belli büyüklükteki (145m2-195m2-245m2 arsaya belirli tip 2+1, 3+1, 4+1 daire verileceği hükmünde yer alan arsa metre kare oranı adil değildir. Bölge piyasa koşulları araştırılarak adil bir hale getirilmelidir.

5- Evlerin dağıtımında da adil olmayan durumlar söz konusudur. Bilinmektedir ki arka cephe bir daire ile ön cephe ya da bina ve daire konumlarına göre konutun değeri de değişebilmektedir. Belediye, piyango usulü dağıtımın ardından, daha elverişli, güzel daire alanlara şerefiye bedeli ödemesini zorunlu kılmaktadır. Bu uygulama daha çok kooperatiflerde yapılmaktadır. Bu proje dahilin de bu yöntem, hakkaniyet prensiplerine uygun değildir. Alt-giriş katların hak sahiplerine dağıtılmaması ve konut projesinin uygun olarak yapılmasıyla eşitsizlikler giderilebilir. Bu konut dağıtım şekli sözleşmelerde yer almalıdır.

6- Her tip konuttan sadece 1 tane alınabileceği şartı doğru değildir. Yıllar içinde mahallede bulunan sosyal doku, çeşitli kuşak değişimlerine uğramış ve miras hukukları doğmuştur. Gecekonduların artık birden çok sahibi bulunabilmektedir. Bu nedenlerle, bedeli ödenerek her tip konuttan aile bireylerine konut alma hakkı tanınmalıdır.

7- Proje bitene kadar kira yardımı yapılacağı sözleşmelerde bulunmamaktadır. Uygulamadan da görüldüğü gibi 2008 Şubat ayından bu yana proje alanında çakılmış tek bir çivi yoktur. Bu durumda vatandaş yıllarca kira ödemek zorunda kalabilecek ve bir başka mağduriyet daha yaratacaktır. Belediye kira yardımının hem miktarı ve yıllık artış oranları konusunda bağlayıcı hükümleri sözleşmelere koymalıdır.

Öte yandan konutunu tahliye edip kirada oturmak zorunda kalan vatandaşın ödeyeceği kira bedeli de, enkaz bedeli gibi proje kapsamında yapılacak konutun bedelinden düşülebilmelidir. Zira vatandaş konutunu tahliye ederek o güne kadar taşımadığı ve şayet tahliye olmasaydı taşımayacağı bir külfetin altına girip kira ödemek zorunda bırakılmaktadır.

8- Sözleşmelerde enkaz bedellerine dair belediye tarafından herhangi bir taahhütte bulunulmamaktadır. Enkaz bedelleri gerçek değeri üzerinden hesap edilerek, sözleşme şartlarında yer almalıdır.

9- Konutların tesliminde oluşacak kimi bedel farklarının ödenmesi sürecinde, vatandaşın ödemeleri geciktirmesi halinde belediyeye tanına tek taraflı fesih hakkı ve fesih sonrası ödenen bedellerin ne olacağına dair hiçbir hüküm bulunmaması vicdani ve hukuki değildir. Sözleşmede ülkemizin yoksulluk ve kriz koşullarını da göz önünde bulunduran ödeme planı çıkarılmalıdır. Ödemelerde artan oranlı ödeme değil, uzun vadeli sabit ödeme esası kullanılmalıdır. Peşinat şartı kaldırılmalıdır.

10- Projede belgesiz olarak adlandırılan 1985 imar affından sonra yapılmış evlerle ilgili sosyal bir çözüm önerisi bulunmamaktadır.

Belediyenin bu durumdaki vatandaşlarımıza bulduğu çözüm kamusal-sosyal bir çözüm değildir. Projede 31.12.2000 Tarihine kadar yapılmış evler hak sahibi kapsamına alınmıştır. Ancak, piyasa koşullarına göre belirlenecek fiyatlarla üretilecek konutlar vatandaşa satılacaktır. Proje belediyeyi şirket vatandaşı müşteri olarak gören bir anlayışla hazırlanmıştır. Vatandaş piyasanın insafına bırakılmıştır. Bu durumda olan vatandaşlarımıza sözleşmede öngörülen 2+1 daire gibi bir sınırlama da doğru değildir.

Oysa bu vatandaşlarımız için üretilecek sosyal konutlarla oluşacak mağduriyetler giderilebilir. Kamu tarafından yapılan toplu konut projelerinde proje, ruhsat, kanal, yapı denetim vb. ücretler kamu hizmeti olduğu için 90-100 m2 dairenin maliyeti oldukça düşük olmaktadır. Enkaz bedelleri düşüldükten sonra belediyeye ve vatandaşa fazla yük getirmeyen konut üretimi sağlanabilir. Bu vatandaşlarımız için belediye-kamu tarafından yapılacak sosyal konutlarla bu sorun sosyal bir faciaya yol açmadan çözümlenebilir.

Sonuç

- Bu proje, belediyeleri kamu kurumu değil, şirket olarak gören ve dolayısıyla vatandaşı da müşteri olarak gören, sosyal devlet anlayışından uzak şirket devlet anlayışıyla hazırlanmıştır. Halkın barınma hakkının ihlali söz konusudur.

- Sözleşme şartları adil ve hukuka uygun değildir. Dolayısıyla hak ve adalet ölçülerine aykırıdır. Adaletsizdir.

- Bu proje halka güven vermemektedir. Proje üzerinde halkın söz ve karar sahipliği asla yoktur. Demokratik değildir.

- Bu proje tek yanlı, sadece belediyenin çıkarlarını gözeten sözleşmelerle halka dayatılmaktadır. Belediye sözleşmelere sadece vatandaşı bağlayıcı hükümler koymaktadır. Baskıcıdır.

- Projenin şu anki sürdürülme biçimi kanuna, akla ve vicdana aykırı, halka karşıdır. Halkçı değildir.

- Bu haliyle bu projede kamu yararı yoktur. Halk için değil rant için kentsel dönüşümdür.

                                                                           BARINMA HAKKI BÜROSU