Eğitim Hakkı Anasayfa

Okula başlama yaşının 5 yaşa (60 ay) çekilmesinin olası sonuçları-Prof.Dr.M.Levent Kayaalp

Cts, 25/08/2012 - 14:51
  • Arttır
  • Eksilt
  • Normal

  Çocuğun gerçek anlamda okula başlayabilmesi için belirli koşulları karşılayabilecek ölçüde gelişmiş olması gerekmektedir.Okul olgunluğu başlığı altında toplanabilecek bu beceriler bir anlamda okulun çocuktan bekledikleri olarak da adlandırılabilir. Bu beceriler şöyle sıralanabilir:

1/ Bakım veren kişiden ve aileden ayrılabilmelidir. Okul öncesi eğitim almamış çocuklar okula başlayış ile ilk kez olarak bakım veren kişiden ayrılıp aile dışında bir ortama girerler.

2/ Davranış ve dürtülerini kontrol edebilmelidir. Çocuk ders süresi boyunca yerinden kalkmamayı, söz verilmeden konuşmamayı, aklına geleni söylememeyi ve yapmamayı becerebilmekle yükümlüdür. Bu aynı zamanda, isteklerinin doyumunu erteleyebilme ve bekleyebilme, kimi zaman da isteklerinden tamamen vaz geçebilmeyi de içerir.

3/ Doğrudan ilgisini çekmeyen şeylerle ilgilenmeyi ve hoşuna gitmeyen etkinlikleri gerçekleştirmeyi becerebilmelidir. Daha önceleri yalnızca ilgisini çeken konu ve nesnelerle ilgilenen çocuktan dersi dinlemesi ve öğretilene yoğunlaşması beklenir.

4/  Gerçek olanla gerçek olmayanı, olan ile olmasını istediğini birbirinden ayırt edebilmelidir. İsteklerini gerçekliğin yerine koymamalıdır. Neden sonuç ilişkilerini kendi isteklerinden bağımsız, nesnel bir mantık silsilesi olarak ele alabilmelidir. Olmamış şeyleri olmuş gibi anlatma artık mazur görülmez, yalan söyleme olarak algılanır.

5/  Dünyanın merkezi olmadığını ve bu dünyayı benzerleriyle paylaştığını anlamış olması beklenir. Akranları onun istediklerini yapmaya mecbur olmadıkları gibi ona hayran olmak zorunda değillerdir. Akranlarından sevgi ve onay bekliyorsa davranışlarının onların üzerindeki etkilerini hesaba katmak zorundadır.

6/  Düşüncesini geriye doğru işletebilmek yanında değişmezleri de göz önüne alarak sınıflama, sıralama işlemlerini yapabilmesi ve korunum ilkesini edinmiş olması beklenir.

       Çocuğun okul yaşamına adım atması için koşul niteliğinde olan bu yetiler beş yaşından başlayarak (60 ay) ve yedi  yaşta (84 ay) tam verimli hale gelir. Bu nedenle de dünyanın değişik ülke ve kültürlerinde çocuklar 5-6-7 yaşlarında okula başlatılır. Okula başlama yaşının 5 yaş olduğu ülkelerde, çocuğu okula hazırlayan okul öncesi eğitim zorunludur.

       Çocukların okul öncesi eğitim görmeden yani gelişimsel açıdan hazırlıksız bir biçimde 5 yaşında (60)  okula başlamaları durumunda ortaya çıkabilecek güçlükler şöyle sıralanabilir:

1/ Ayrılık anksiyetesi (okul fobisi)  ilk kez beş yaşında okula başlayan çocuklarda, altı yaşında başlayan çocuklara göre daha fazla görülecektir.

2/ Davranış ve dürtü denetimi tam gelişmeyen beş yaş çocuğunun derste yerinde oturmama, dolaşma ve ders düzenini bozma ihtimali altı yaş çocuğuna göre daha yüksek olacaktır. Buna beş yaş çocuğunun henüz hala güçlü olan ben merkezciliği ve hoşuna gitmeyen konulardan sıkılması da eklenince bu çocuklar kolaylıkla “hiperaktif” ya da “dikkati dağınık” tespitiyle rehberlik servislerine, oradan da çocuk psikiyatrisi polikliniklerine yönlendirileceklerdir.

3/ Gerek ince motor beceriler, gerek el-göz koordinasyonunun  tam gelişmemesi ve özellikle de 7 yaşında verimlilik kazanan işlemsel düşüncenin henüz başlangıç aşamasında olması nedeniyle beş yaş çocuğun akademik performansı altı yaş çocuğuna göre hayli düşük olacaktır. Bu başarı eksikliği de (eğer 5 yaş çocuğunun bu eğitime hazır olmadığı gözden kaçırılırsa) kolaylıkla, zeka geriliği, özel öğrenme güçlüğü ve yine dikkat eksikliği gibi durumların akla gelmesine neden olabilecektir.

4/ Okul başarısızlığı sergileyen beş yaş çocuğunda em temel güçlük bu başarısızlığın kaynağını araştırmak için yapılacak psikometrik değerlendirmede kendini gösterecektir. Şöyle ki okul çocuklarının zeka düzeyini saptamada kullanılan, ancak zeka düzeyi yanında çocuğun zihinsel işleyişi hakkında da çok değerli bilgiler veren WİSC-R testi (ve son versiyonu olan WİSC-4) ancak 6 yaşından (72 ay) itibaren uygulanabilmektedir. Bu durumda beş yaş çocuklarının değerlendirilmesinde oldukça eski bir test olan ve Türkçe versiyonu 1972 tarihini taşıyan Stanfort-Binet testinden başka araç kalmamaktadır. Dil açısından günümüz çocukları açısından zaman zaman anlaşılmaz olan bu test ile doğru değerlendirmeler yapma olasılığı hayli düşüktür.

 

            Sonuç olarak, çocukların 6 yaşı (72 ay) doldurmadan okula başlamalarının halihazırdakinden daha fazla okul başarısızlığına ve bu nedenlerle rehberlik servislerine ve çocuk psikiyatrisi kliniklerine baş vuruya neden olacağı kaçınılmaz görünmektedir. Ülkemizde halihazırda hizmet veren  çocuk psikiyatrisi polikliniklerinin ihtiyacı karşılamadığı göz önüne alınırsa, 6 yaşını doldurmadan okula başlayacak olan  ve gerek davranış problemi gerekse okul başarısızlığı nedeniyle çocuk psikiyatrisi polikliniklerine yönlendirilecek olan çocukların yaratacağı yığılma, muayene ve değerlendirme sürelerini kısaltacak ve tıbbın diğer dallarında görüldüğü üzere ilaç kullanımını arttırma eğilimini besleyecektir. Bunun yanında, uygun psikometrik değerlendirme aracının bulunmaması nedeniyle zeka düzeyi değerlendirmeleri de daha fazla hata içerme tehlikesi taşıyacaktır. Bu haliyle okula başlama yaşının 5 yaşa (60 ay) çekilmesi  çocukların haksız ve gereksiz bir şekilde “başarısız” olarak etiketlenmeleri, gereksiz tanılar almaları ve gereksiz ilaç kullanmaları gibi sakıncalar taşımaktadır.

Prof.Dr.M.Levent Kayaalp

                                 Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Halkevleri Genel Merkezi
Konur Sokak No:8/9 Kızılay, Ankara
Telefon: 312-4192717 Faks: 312-4193207 Eposta: bilgi@halkevleri.org.tr
Bağışlarınız için; İş Bankası (Ankara) Meşrutiyet Şubesi 785989 nolu hesap